12 Ocak 2012 Perşembe



Trafik lambaları şehre yeni konulmuştur. Trafik polisi kırmızı ışıkta geçen teyzeyi uyarmak ister.
-''Teyze dur nereye gidiyorsun?''
-''Erimden izin almışam gaynım gile gidirem sene ne"



Yağmurlu havanın etkisiyle tamamen miskinlik ile geçen bir günü gelecek kaygılarının konuşulduğu sıkıntılı bir konuşmayla noktalayacaktım. Ama günün sonu şansıma güzel bitti. Mezun olduktan sonra insanın ne yapacağını bilememesi, öğrencilik hayatını ve sevdiği şehri geride bırakmak istememesi sancılı konular. Bu konular yeterince uykularımı kaçırdığı için birde buraya yazarak kendimi üzmeyeyim. Daha önceden bir yerlerden duyduğum bu fıkraya bugün yine denk geldim. Güldürdü beni, o teyze gözümün önüne bile geldi hatta :)

7 Ocak 2012 Cumartesi

Akıllan(mamak)

Diyorum ki kendime tekrar tekrar aynı hatayı yapma. Salaklık bu. Ama laf anlamıyorum tabi aynı zamanda. Yaptığım salaklıklardan asla ders çıkartmıyorum-çıkartamıyorum.

Defalarca kazıklarını yediğim lise arkadaşlarıma karşı ayyuka çıkmış bir özlem var içimde. Birkaç gün önce gördüğüm bir rüyanın etkisinden kurtulamadım bir türlü. Gülüyor eğleniyorduk ya sözde gerçek sandım herhalde.

Bugün ders çalışırken "dur bi arayayım la" dedim sonra "oha saçmalama ne araması mesaj at bari" dedim sonra "sen akıllanmazsın salak" dedim. Sonuç ne aradım ne mesaj gönderdim. Ama biliyorum onlardan biri aramış olsa cevap verirdim.

Kin tutma duygusunu hangi tarihte kaybettim bilmiyorum ama pek iyi etmemişim sanırım. Çok sevdiğim ama bana kötülük yapmış birini bile affedebilirim sanırım ben bu kafa ile. Püfff!

photo: kaynak bulunamadı

3 Ocak 2012 Salı

.

İşte tam şu anda gecenin saat 12:50'sinde müziğin sesini şuursuzca açan üst komşumu öldürmek istiyorum!

dibine not: yetkililerin dikkatine! kızım başına bir şey gelirse benim alakam yoktur. zaten çok gıcık bir şey, kesin benden başkasını da sinir etmiştir.

Okuyom Ben Ya!

Önceden günde mutlaka bir bardak nescafe tüketiyor olsam da artık benim için bu içecek sadece sınav dönemlerinde tüketilir bir hal aldı. Bir şeylere bağımlı olmayı sevmediğime karar verip, kahveden de uzaklaşabilirim diyerek uzun bir süre denedim kendimi. Ve sonuç başarılı. Gerçi hala ara sıra içtiğim beyaz çikolatalı mocha'dan vazgeçemiyorum ama o bambaşka sebeplere sahip.

Bu kahve muhabbetinden ve fotoğrafından da anlaşılacağı üzere yeni bir sınav döneminin içerisine bugün itibariyle girmiş bulunmaktayım. Üniversite hayatımın sondan bir önceki final haftası bu. Evet kesinlikle düşündüğümün ve hayal ettiğimin tam tersine çok üzücü bir durum.

Keşke okuduğum yıl kadar sürse bu final haftaları yine de gık demem. O kadar yıl yeniden okumaya razıyım ben. Yeter ki bitmesin okul.

Evet bu ne diyor diyebilirsin sen sevgili okuyucu, ben sadece mezun olmasına ramak kalmış ve mezun olmak istemeyen "okuyom ben yaa" modunda gayet mutlu bir insanım. Mezun olmak istemiyorum ne var yani, çok mu şey istiyorum.

gidip denetim sınavına çalışmalıyım bilog, hoşçakal.

1 Ocak 2012 Pazar

Başlangıç


Yeni kelimesi tılsımlı bir kelime. İçerisinde bolca umut barındırıyor. Yeni bir yıla girerken herkes farklı dileklerde bulunuyor. Farklı beklentileri oluyor insanların yeni yıldan. Bu yıl içerisinde gerçekleşmesini dilediğim herkes gibi benim de isteklerim olsa da bunları buraya yazmak doğru gelmedi bana. O yüzden sadece şunu yazmalıyım bence

yeni yılda daha çok ve sık blog yazmalıyım!

iyi seneler :)

görsel

2 Eylül 2011 Cuma

Bayramın Ardından



Can Yücel'in şu cümleleri özetledi benim için bu bayramı; "Bayram nedir ki dedim kendi kendime, bayram bir ömürdür ben gibi bir deliye."

Sadece küçük bir çocukken ve şeker+para toplarken zevkliydi bayramlar benim için. Şimdi ise bayram demek iş demek, üç gün boyunca ayaklarımın ağrıması demek. Evet ne yazık ki biz yeni nesiller böyleyiz! Ben de bayramları sevmeyen ve ilerde bayram günlerini tatile giderek geçirmek isteyen insanlardanım.



Bayram ziyaretine gelen bir akraba gidip evde bulamadığı kişilerden yakındı. Bayram günü tatile mi gidilir kardeşim bilmem ne diyerek konuştu, gidenler hakkında atıp tuttu. Tüm yıl boyunca bir kez bile evimize ayak basmayan sen, bayram nedeniyle yılda bir kez evimize ayak basmak ile çok mu iyi bir akraba oldun diye sormak geldi adama içimden. Tabi soramadım, ama sorsaydım cevabı ne olurdu merak ettim.

Elbette hala bayram günlerini çok sevenler olsa da, bana göre anlamını çoktan kaybetti.

4 Haziran 2011 Cumartesi

Nereye Gitsek - Beşiktaş Dürümce

Bugün bir güzellik yapın kendinize ve eğer haftasonunu evde geçirecekseniz bundan vazgeçip en azından yemek yemek için dışarı çıkın ve Dürümce'ye gidiverin :) Reklam kokan hareketler olsa da bunlar, İstanbul'da gidilecek güzel bir yer buldu mu deli gibi sevinen ben için böyle bir şey geçerli değil. 

Sanırım bu gidilesi kebapçı geçen sene açılmıştı. Bir kez, iki kez derken Beşiktaş'a ne zaman yolum düşse başka hiç yemek yiyecek yer aramaz oldum. Yemekler, servis, hizmet, ikramlar, ortam gerçekten güzel. Hatırladığım kadarıyla dürüm çeşitleri 7TL, kebap çeşitleri 9TL gibi bir şeydi. Donatılan masa ve yenilen yemeği düşününce fiyatların pahalı olmadığını anlarsınız. Masadan tıka basa doyarak kalktığınız bir yer burası :p Adrese gelince, Beşiktaş'ta Mimar Sinan Üniversitesi yanı (yani iskelenin dibi :)







ps: sadece ilk fotoğraf google kaynaklıdır